|
ADANA POPÜLER FİLMLERDEN İNTİKAM MI ALMAYA ÇALIŞIYOR
Bu yıl 14’üncüsü düzenlenen Adana Film Festivali jürisi tarihinde ilk kez bu denli şaşkın, bu denli adaletsiz bu denli taraflı bu denli akıl mantık zorlayan sonuçlarla ödüllerini dağıttı.
Uçaktan inip Adana topraklarına ayak bastığımda içimde bir huzur, neşeli bir festival heyecanı, sinema dünyasının önemli ve saygıdeğer yönetmenlerini, oyuncularını ve yazarlarını bir arada görüp iki lafın belini kırma fırsatını yakalamaktan ötürü tatlı bir keyfim vardı.
Ancak bu iyi halim yazık ki ödüller açıklanana kadar sürebildi. Bu yıl organizasyonundaki açıkları küçük de olsa kapatmayı başaran Adan Altın Koza Film Festivali çok daha önemli bir noktada çok ciddi bir boyutta kapatması şu saatten sonra artık mümkün olmayan başka bir açık yarattı. Bir ödül töreninin en büyük onuru en büyük referansı nedir.. ADALET’tir… İçinden adalet geçmeyen bir festival isterse adı Cannes olsun, ne güven veriri ne ciddiye alınır. Tıpkı bu yıl Aldın Koza Film Festival’in asla adaletli olamadığı ve bundan dolayı da şu noktada en azından bu yıl için asla ciddiye alınmayacağı gibi.

Çolpan İlhan’ın başkanlık ettiği jürisinde Safa Önal, Reis Çelik, Tuna Kiremitçi, Gökhan Kırdar, Işık Yenersu, Kadri Yurdatap’ın bulunduğu Adana Film Festivali 12 filmi yarıştırsa da ödül vermek için sadece Beynelmilel, İlk Aşk, Cenneti Beklerkeni tercih etti. Bu yıl tam 12 film yarıştığını düşünürsek ve 17 adet ödül dağıtıldığını hesaba katarsak bu ödülleri sadece 3 adet filmin paylaştırıldığına bakarsak bu sonuca doğal olarak siz de şaşar, siz de güler siz de ister istemez bu sistemde bir adaletsizlik, bir art niyet ararsınız.
İyiler arasında seçim yapıp ödül vermek elbette zor ve sonucu tabi ki tartışılmaz bir oy çokluğu karar durumdur. Ancak iyiler arasında anlamsız ve alakasız olanları bulup çıkarıyorsanız “eh ama bir dur artık” dersiniz bu işe.

Bu yıl medyada öne çıkan, kendinden bahsettiren, halkın konuştuğu ve gündemine alarak tartıştığı bütün popüler filmlerden Adana Jürisi acı acı intikamını aldı. Yılın en çok öne çıkan ve kendisini konuşturan popüler filmleri Küçük Kıyamet, Barda, Hokkabaz, Kader, Mavi Gözlü Dev ve Polis tek bir adet ödül bile kucaklayamazken ve tabiri caize festivalde sıfır çekerken Takva “En iyi yardımcı erkek”le “Sis ve Gece” de “en iyi sanat yönetmeni ve görüntü yönetmeni”yle onurunu kurtarmayı başardı.
Geriye kalan 15 adet ödül Beynelmilel, İlk Aşk, Cenneti Beklerken arasında kardeş kardeş paylaştırıldı. TRT 2 ekranlarından ödül törenini izleyen seyirciler de iki buçuk saat boyunca neden sürekli aynı isimlerin aralıklarla sahneye çağırılıp çağrılıp ödüllendirildiğini anlayamadılar.

Şimdi sayın sevgili ulu jüri, Türk Sineması’nın sayın bilir kişileri, “ÖDÜL” her şeyden önce ne anlama gelir bence önce kendi aranızda bu anlamda bir uzlaşın. “ÖDÜL” iyi olana verilir. Ödülden alacağı maddi desteğe ihtiyaç duyan yapımcı yada sinemacılara verilmez. Yapım şirketi zaten maddi gücü fazlaca yerinde bir şirket bu festivalde alacağı ödüle ve paraya nasıl olsa ihtiyacı yok diye düşünerek yada popülaritesi zaten zirvede burada bir kez daha medyanın gündemine çıkmasına gerek yok diye hesap yaparak ödül dağıtılmaz. Kültür Bakanlığı zaten bu zihniyetle ödenek dağıtıyor. “ÖDÜL” başka bir şeydir “ÖDENEK” başka bir şey..”ÖDÜL” hak edilene verilir “ÖDENEK” ihtiyacı olana.. Bu ikisi arasındaki ince ayrımın farkına varıp biraz da adaleti gözeterek sorumluluk üstlenmek bence erdemdir.
Ancak Adana Altın Koza Festivali bu yıl bu anlamda ciddi bir irtifa kaybetmiştir. Hele hele Yılmaz Güney özel ödülünü İlk Aşk Filmi’yle almak üzere sahneye çıkan Nihat Durak’ı konuşma yaparken gördüğümde kabusa uyandığımı düşündüm. Yılmaz Güney Özel Ödülü nasıl bir mantıklı açıklamayla İlk Aşka gitti biz sinema yazarları ve sinema izleyicisi olarak çözemedik. Bilen varsa söyleyin içimizdeki bu ıstırap dinsin.
|